GÜNDEM 4.08.2026 12:19:00 0
İnegöl'de  Su Projesi Yargıda!

İnegöl'de Su Projesi Yargıda!

Paşaçayırı Yaylası'nda planlanan su arama ve paketleme projesine karşı açılan dava yargıya taşındı. Artık son söz yargıdan çıkacak karara çevrildi.

Paşaçayırı Yaylası'nda yapılması planlanan "Doğal Mineralli Su ve Doğal Kaynak Suyu Arama, Çıkarma ve Paketleme Faaliyeti" projesine karşı yürütülen mücadelede yeni bir aşamaya geçildi. Projeye ilişkin verilen idari kararın iptali için dava açıldığı açıldı.

Olaya karşı çıkan köylüler İnegöl Muhtar Derneğinde bir araya geldi. Burada Ziraat Odası Başkanı Sezai Çelik bir basın açıklaması yaptı. Çelik açıklamasında şunları söyledi.

Değerli basın mensupları, kıymetli hemşehrilerimiz; Paşaçayırı Yaylası’nda yapılması planlanan “Doğal Mineralli Su ve Doğal Kaynak Suyu Arama, Çıkarma ve Paketleme Faaliyeti” projesine karşı yürüttüğümüz mücadelede önemli bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Projeye ilişkin verilen idari kararın iptali için davamızı açtık. Dava, Bursa 4. İdare Mahkemesinin 2026/854 Esas sayılı dosyasında görülmektedir. Bu sürecin köylerimiz, bölgemiz ve bütün İnegöl için hayırlı olmasını diliyoruz. Bu dava yalnızca bir projenin iptal davası değildir. Bu dava; suyun, toprağın, tarımın, hayvancılığın ve çocuklarımızın geleceğinin davasıdır. Burada özellikle bir gerçeğin altını çizmek istiyoruz: Bu konu yalnızca Fevziye, Elmaçayır, Turgutalp, Süle, Paşaören, Kayapınar, Doğanyurdu, Kıran, Çaylıca, Çeltikçi, İnayet ve Cerrah mahallelerinin sorunu değildir. Bu konu bütün İnegöl’ün ortak sorunudur. Çünkü yeraltındaki su; köy sınırına, mahalle sınırına veya ruhsat çizgisine göre hareket etmez.

Bir yerde açılan derin kuyular ve yapılan yüksek miktardaki su çekimi; başka bir yerdeki kaynağı, çeşmeyi, dereyi, sulama suyunu ve tarım arazisini etkileyebiliyor. Bugün korunmayan bir su kaynağının bedelini yarın yalnız birkaç köy değil, bütün İnegöl ödeyebilir. Bizim için su, yalnızca yerin altından çıkarılıp şişelenecek ve satılacak bir mal değildir. Su; insanın, hayvanın, toprağın, ağacın ve bütün canlıların ortak hayat kaynağıdır. Bu suyla tarlamızı suluyor, hayvanımızı besliyor, ürünümüzü yetiştiriyor ve geçimimizi sağlıyoruz. Yani bizim için suyu korumak yalnız bugünü değil çocuklarımızın yarınını ve İnegöl’ün üretim geleceğini korumak anlamına geliyor. Bu bölgede biz su bolluğu içinde yaşamıyoruz. Mevcut su kaynakları bugün dahi köylerimizin içme, sulama, hayvancılık ve üretim ihtiyacını karşılamakta zaman zaman yetersiz kalmaktadır.

Geçmişten bugüne suyun paylaşılması, hangi köyün, hangi mahallenin veya hangi tarlanın ne kadar su kullanacağı konusunda köyler arasında ve köy halkı içinde çeşitli anlaşmazlıklar yaşanmıştır. Bütün bunlar, suyun yöremiz için sınırsız değil; kıymetli, sınırlı ve hayati bir varlık olduğunu göstermektedir. Bir yandan köylü kendi içme suyunu, hayvanının suyunu ve tarlasını sulayacak suyu bulmakta güçlük çekerken, diğer yandan İnegöl ve çevresindeki birden fazla ticari su işletmesi bu bölgenin sularını şişeleyip ülkenin dört bir yanına satmaktadır. Bugüne kadar yapılan bu su çekimlerinin köylerimizin kaynaklarına nasıl etki ettiği, hangi suyu ne kadar azalttığı bile tam olarak bilinmemektedir. Böyle bir belirsizlik içinde yeni sondajlara izin verilmesi kabul edilemez.

Köylünün içme suyuna, tarlasına ve hayvanına dahi güçlükle yeten bir suyun, yeni sondajlarla daha da azaltılmasına izin verilemez. Ortada fazladan duran, kullanılmayan bir su yoktur. Bu su; köylerin yaşamı, tarımsal üretimi, hayvancılığı ve İnegöl’ün geleceği için gerekli olan sudur. Öncelik, suyu şişeleyip başka yerlere satmak değil; bu topraklarda yaşayan insanların, üreticilerin ve gelecek kuşakların su hakkını korumak olmalıdır. Kazanç şirketlere bırakılırken, zarar ve riskler köylüye ve bütün İnegöl’e yüklenemez. Suyun elbette ekonomik bir değeri vardır.

Fakat suyun yaşam için taşıdığı değer, parayla ölçülecek değerinden önce gelir. Çünkü başka bir fabrika kurulabilir, başka bir yatırım yapılabilir; fakat kuruyan bir kaynağın, susuz kalan bir toprağın ve kaybedilen bir su varlığının yerine yenisi konulamaz. Şirketler ticari kazanç elde edecek diye suyun azalmasının, kaynakların kurumasının ve toprağın susuz kalmasının bedelini köylünün, çiftçinin ve İnegöl halkının ödemesi kabul edilemez. Sürecin başından bu yana demokratik ve hukuki bütün yolları kullandık. Muhtarlarımız, tarımsal kalkınma kooperatiflerimiz, sulama kooperatiflerimiz, üretici kuruluşlarımız, derneklerimiz ve vatandaşlarımız ilgili kurumlara defalarca başvuruda bulundu.

Bursa Valiliği, DSİ, BUSKİ, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri ile diğer ilgili kurumlara itirazlarımızı ilettik. Görüşmeler yaptık, dilekçeler verdik ve sahadaki su alma noktalarını kurum yetkililerine gösterdik. Bu başvurular sonucunda önemli gelişmeler yaşandı. BUSKİ tarafından yapılan arazi incelemesinde, planlanan sondaj noktalarının çevresindeki su alma yerlerinden mahallelere içme ve sulama suyu sağlandığı tespit edilmiş ve bu noktalarda sondaj yapılması uygun görülmemiştir. DSİ tarafından da kaynak koruma alanına ilişkin çalışmalar tamamlanmadan projenin uygun olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Bu gelişmeler, başından beri söylediğimiz kaygıların boş olmadığını ve meselenin ne kadar ciddi olduğunu ortaya koymuştur. Ancak bunlar tek başına yeterli değildir.

BU PROJE TAMAMEN İPTAL EDİLMELİDİR.

Biz yatırımlara karşı değiliz. İnegöl’ün gelişmesini, üretmesini ve insanımıza iş imkânı sağlanmasını elbette isteriz. Fakat adına yatırım denilerek ortak su kaynaklarımızın riske atılmasına da sessiz kalamayız. Tarımı, hayvancılığı ve gelecek nesillerimizin su hakkını tehlikeye sokabilecek projelere de karşı durmak zorundayız. Çünkü suyun alternatifi yoktur. Bu süreçte Siyasi partilerin, Başta Bursa Barosu, Ziraat Odası olmak üzere Meslek kuruluşlarının, Muhtarlarımızın, Kooperatiflerin, Mym Federasyonu, Fevder ve diğer sivil toplum kuruluşlarının, hemşehrilerimizin verdiği desteği önemsiyor ve herkese teşekkür ediyoruz. Bu desteğin farklı siyasi görüşlerden insanları bir araya getirmesi, konunun siyasi değil; toplumsal, yaşamsal ve ortak bir mesele olduğunu göstermektedir. Ancak bir eleştiriyi de açıkça söylemek zorundayız. Keşke bu mesele mahkeme kapısına gelmeden önce bölgede yaşayan insanlar, üreticiler, muhtarlar ve kooperatifler daha dikkatli dinlenseydi. Keşke su hakkında karar verilirken; o suyu içen, o suyla tarlasını sulayan, hayvanını besleyen ve geçimini sağlayan insanlar sürecin dışında bırakılmasaydı. Bugün açılan dava, bu eksikliğin sonucudur. Biz bu mücadeleyi hiçbir siyasi partinin, kişinin veya grubun mücadelesi olarak görmüyoruz. Bu mücadele, İnegöl’ün ortak geleceğini koruma mücadelesidir. Bu nedenle bütün hemşehrilerimizi, kamu kurumlarını, meslek kuruluşlarını, siyasi partileri ve sivil toplum örgütlerini İnegöl’ün suyuna, toprağına ve geleceğine sahip çıkmaya davet ediyoruz. Mahkeme süreci başlamıştır. Hukuka güveniyoruz. Bilime güveniyoruz. Kamu yararının üstün geleceğine inanıyoruz. Son sözümüz açıktır:

BU HAVZA SAHİPSİZ DEĞİLDİR. BU SU BİRKAÇ KİŞİNİN DEĞİL, HEPİMİZİN ORTAK VARLIĞIDIR. SUYUMUZU TİCARİ BİR KAZANCA, TOPRAĞIMIZI SUSUZLUĞA VE ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ BELİRSİZLİĞE BIRAKAMAYIZ. İNEGÖL’ÜN SUYUNU, TOPRAĞINI VE GELECEĞİNİ KORUMAK HEPİMİZİN ORTAK SORUMLULUĞUDUR.

 

Reklam

1 ay boyunca her gün 2 bin 500 kişiye köfte ekmek

CANAN KARATAY İNEGÖL'DE

Elektrik kablosu ile kendini astı

Bütün Şehir Seferber Oldu

İnegöllü Gençlere Yeni Kaykay Park

İnegöl'de Su Projesi Yargıda!

Fettah Can'dan Bursaspor marşı müjdesi

Harun Tekin İnegölspor'da!

Doğa koleji, cambrıdge englısh platınum eğitim partneri olan türkiye’deki ilk ve tek eğitim kurumu oldu

Çevre Zabıtasından Drone Destekli Sıkı Denetim

  • BIST 100

    17278,85%0,54
  • DOLAR

    47,56% 0,06
  • EURO

    54,78% 0,07
  • GRAM ALTIN

    6190,92% -0,08
  • Ç. ALTIN

    9845,63% 0,42