Menü Kanal İnegöl | Bu Şehrin Kanalı
Tarih: 16.10.2026 14:06
Saadet Partili kadınlardan gıda sahtekarlığına tepki

Saadet Partili kadınlardan gıda sahtekarlığına tepki

Facebook Twitter Linked-in

Saadet Partisi Kadın Kolları Başkanlığı, "İnsanlığın en temel, devredilemez haklarının başında "Gıdaya Erişim ve Güvenilir Gıda Hakkı" gelmektedir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 25. Maddesi'nde açıkça ifade edildiği üzere; her birey kendisinin ve ailesinin sağlığını, iyiliğini koruyacak yeterli bir yaşam standardına erişim hakkına sahiptir. Ancak ne yazık ki bugün ülkemizde tarladan sofraya uzanan gıda zincirinde halkımız ciddi bir "Gıda Terörü", denetimsizlik ve güvensizlik sarmalı ile karşı karşıyadır.

Çocuklarımıza güvenle bir bardak süt içiremediğimiz, tenceremize ne koyduğumuzdan emin olamadığımız, helal ve temiz gıdaya ulaşmanın adeta bir lüks haline geldiği karanlık bir dönemi yaşıyoruz." ifadelerini kullandı.

"Hileli gıdaların yüzde 38’i süt, yüzde 22’si et ürünü"

Denetimsizlik ve cezasızlık algısının gıda sahtekarlığını basit bir kusur olmaktan çıkarıp toplum sağlığına kasteden bir suça dönüştürdüğü kaydedilen açıklamada, resmi analizlere yansıyan taklit ve tağşiş verilerine dikkat çekildi.

"Son yıllarda artan denetimsizlik, cezasızlık algısı ve haksız ekonomik kazanç hırsı; gıda sahtekarlığını basit bir hatadan çıkarmış, toplum sağlığına ve nesillerimizin geleceğine kasten zarar veren bir gıda cinayetine dönüştürmüştür.

Ülkemizde yapılan resmi tespitler, taklit ve tağşişin ulaştığı vahim boyutları net istatistiklerle gözler önüne sermektedir:

• Yapılan analizler sonucunda hileli gıdaların %38’ini süt ve süt ürünleri, %22’sini et ve et ürünleri, %12’sini sıvı yağlar, %11’ini gıda takviyeleri ve %10’unu bal oluşturmaktadır.

• Arzın kısıtlı, talebin fazla ve fiyatların fahiş olduğu temel besin maddelerinde vatandaşımız ne yediğini bilemez hale getirilmiştir. Bal dediğimizde şifalı arı balı, süt ve et dediğimizde ise hilesiz ürünler tüketmek bu milletin en doğal hakkıdır.

• Zeytinyağına tohum yağlarının karıştırılması, et ürünlerine sakatat ve atıkların eklenmesi, süt ürünlerine nişasta ve jelatin katılması doğrudan halk sağlığına kastetmektir." ifadelerine yer verildi.

"5996 sayılı Kanun sorumluluğu işletmenin vicdanına bırakıyor"

Türkiye’nin Küresel Gıda Güvencesi İndeksi’nde gerilemesinin ardında yüksek gıda enflasyonu, dışa bağımlılık ve istikrarsız tarım politikalarının yattığı savunulan açıklamada, mevcut yasal düzenlemeler de eleştirildi.

5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun gıda güvenliği sorumluluğunu işletmelerin vicdanına bıraktığı belirtilerek, "Sorumlu yönetici kavramının zayıflatılması meslek odalarını denetim sürecinden fiilen uzaklaştırmıştır. Onaya tabi işletmelerin sürelerinin sürekli uzatılması dürüst üreticinin aleyhine haksız rekabet yaratırken, yetersiz idari cezalar sahtekarları caydırmak bir yana teşvik etmektedir" denildi.

İlaveten, "Türkiye'nin Küresel Gıda Güvencesi İndeksi’nde gerilemesi; gıda israfı, fahiş gıda enflasyonu, dışa bağımlılık ve istikrarsız tarım politikalarının kaçınılmaz bir sonucudur.

Mevcut yasal çerçeve incelendiğinde; 5996 sayılı Kanun'un gıda güvenliği sorumluluğunu tamamen işletmenin vicdanına bıraktığı, sorumlu yönetici kavramını zayıflatarak meslek odalarını denetim sürecinden fiilen uzaklaştırdığı görülmektedir. Onaya tabi işletmelerin sürelerinin sürekli uzatılması dürüst üreticimizin aleyhine haksız bir rekabet ortamı oluşturmakta; yetersiz idari cezalar ise sahtekarları caydırmak bir yana adeta teşvik etmektedir." ifadeleri kullanıldı.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —